-
Devamını okuyun…: Yaz Evi: Bir Sahil Şeridinde Büyümek ve Zamana Karşı DurmakSinemanın en sevdiğim yanı ekrandaki hikaye sizin gerçeğinizden farklı bile olsa, hissettirdiği o ortak geçmiş ve koku ile kendi anılarınıza götürmesidir. Prime Video’da yeni yayınlanan “Yaz Evi” filmini izlerken ben de kendimi sürekli çocukluğuma ve ilk gençliğime dönerken yakaladım. Yönetmen Erdem Tepegöz’ün dijital platformlardaki o insan ilişkilerine ve dramatik derinliğe…
-
Devamını okuyun…: New York’ta Bir Gece: Gözden Kaçan Bir Gece YolculuğuBazen çok güçlü oyuncu kadrolarına sahip, sinematografik olarak da çok özel bir pencere açan filmler kalabalık vizyon takvimlerinin arasında kaybolup gidiyor. Başrollerini Sean Penn ve Dakota Johnson’ın paylaştığı, orijinal adıyla Daddio, bizdeki adıyla “New York’ta Bir Gece” tam olarak böyle bir film oldu benim için. Aslında 2023 yılında yayınlanmış olan…
-
Devamını okuyun…: Kaşık: İki Yaralı Geminin HikayesiDün akşam Bahçe Galata’nın samimi atmosferinde Kimiki Tiyatro & Mundial Yapım’ın “Kaşık” oyununu izledim. Oyuna giderken modern zamanın yalnızlığını ve kurulamayan bağları anlatan, yoğun ve melankolik bir dram izleyeceğimi sanıyordum. Fakat başladığı andan itibaren hiç beklemediğim bir şey oldu: Çok güldüm, hem de bütün salonla birlikte, kolektif bir kahkaha tufanıyla.…
-
Devamını okuyun…: İkimizin Yerine: Bazı Kutular Asla AçılmamalıdırYıllar sonra İkimizin Yerine 10. yılına özel olarak yeniden vizyona girmiş. Ben de bunu öğrenince 2016 yılında o zamanki blogumda yazdığım yazıyı aynı şekilde yeniden paylaşmak ve o yıllara dönmek istedim. İşte noktasından virgülüne dokunulmamış düşüncelerim; Ne!? Serenay Sarıkaya ve Nejat İşler aynı filmde mi buluşuyormuş? Hem de bir edebiyat…
-
Devamını okuyun…: Bir Kahkahanın Ardındaki Gerçek: Çağan Irmak’ın “Adile” FilmiÇağan Irmak imzalı Adile filmini bitirdiğimde kendimi hiç tahmin etmediğim bir duygu karmaşasının içinde buldum. Oysa ekran karşısına hiç “ben bu filmde ağlayabilirim” düşüncesiyle geçmemiştim. Hazırlıksız yakalandım. Filmin sonunda o kadar ağladım ki “Çağan Irmak yine yapmış yapacağını” dedim. Ama bu ağlama hali o bildiğimiz Yeşilçam sıcaklığından gelmiyordu. Karşımızda tüm…
-
Devamını okuyun…: The Drama ve Pazarlanan Trajediler: Bir Acı En Fazla Ne Kadar Estetik Olabilir?Bazen sinema, gerçek hayatın sertliği karşısında o kadar steril kalıyor ki; perdedeki o kusursuz görsellik bir noktadan sonra insanın gözüne batmaya başlıyor. Özellikle de hikaye, gerçek hayatta hala kanayan bir yaranın etrafında dolaşıyorsa… The Drama benim için güçlü bir yüzleşme hikayesinden çok, travmanın nasıl estetik bir ürüne dönüştürülebileceğine dair kusursuz…
-
Devamını okuyun…: I May Destroy You: Travmanın Bencilliği ve Bizim Hiç Sahip Olmadığımız O “Lüks” BilinçsizlikGeçtiğimiz günlerde, son yılların en çok konuşulan yapımlarından birini nihayet bitirdim. Geç bile kaldım: I May Destroy You. Michaela Coel’in yazıp yönettiği ve başrolünde yer aldığı bu mini dizi, sadece bir “cinsel saldırı” hikayesi değil; rıza kavramının, arkadaşlığın ve travma sonrası kimlik inşasının ne kadar dağınık ve rahatsız edici olabileceğine…
-
Devamını okuyun…: Yan Yana: Birlikte İyi Olmanın HikayesiYan Yana’yı açarken aklımda tek bir şey vardı: bu bir uyarlama. Ama birkaç dakika sonra bunu tamamen unuttum. Çıkış noktası ne kadar tanıdık olursa olsun, kurduğu dünya o kadar bizden, o kadar içeriden ki ister istemez onu kendi başına bir hikâye olarak izliyorsun. Fransız sinemasının modern bir klasiği Intouchables’ı izlemiştim…
-
Devamını okuyun…: Big Mistakes: Kaosun İçinde Parlayan Bir PerformansSuç-komedi unsuru barındıran yapımlar, o kaotik temposu ve herkesin aynı anda bir şey anlatmaya çalıştığı yüksek enerjisiyle benim çok kolay girdiğim bir alan değil. O gürültünün içinde kalmak beni yoruyor. Hikayeden çok o sesin kendisiyle uğraşıyormuşum gibi hissediyorum. Bu dünyanın elbette bir karşılığı var. O tempoyu, o absürt akışı seven…

