Harry Potter:Bazı Efsanelere Hiç Dokunmamak Mı Gerekir, Yoksa Biz Mi Değişime Kapalıyız?

Harry Potter fırtınasının koptuğu o ilk yıllarda, herkes Hogwarts’tan bahsederken ben bir şekilde bu dünyanın hep dışında kalmıştım. O trene ancak yakın zamanda, herkes indikten sonra binebildim ama içeri girdiğim an “Keşke bu kadar beklemeseydim” dedim.

Şimdi ise HBO’nun yeni dizisinden ilk tanıtım yayınlandı ve Paapa Essiedu’yu Snape olarak karşımızda gördük. Bu 1 saniyelik görüntü, casting haberleri çıktığından beri dinmeyen o büyük tartışmayı yeniden alevlendirdi. Çünkü karşımızdaki sadece yeni bir oyuncu değil; bizim dokunulmaz sandığımız hatıralarımızın yeniden yorumlanması.

Paapa Essiedu aslında sadece bir rolü değil, dünyanın en ağır miraslarından birini devraldı.

Alan Rickman’ın devleşen performansının gölgesinde, daha ilk karesiyle ırkçılığa varan tepkilerin ve “kitaba sadakat” tartışmalarının hedefi oldu.

İnsan burada ister istemez şunu düşünüyor:
Bir karakterin ruhu gerçekten yazarın ilk tarifine mi aittir, yoksa her yeni oyuncuyla birlikte yeniden mi doğar?

Çünkü oyunculuk dediğimiz şey biraz da tam olarak bu değil mi? Aynı karakterin her yorumda başka bir yüzünü görmek.

Aslında sinema ve tiyatro tarihi bu yeniden doğumlarla dolu. Hamlet her nesilde başka bir oyuncuyla yeniden yorumlandı, Joker her oyuncuyla başka bir karaktere dönüştü. Hiç kimse tek bir Hamlet’i ya da tek bir Joker’i hatırlamıyor. Her oyuncu karaktere kendi karanlığını, kendi yorumunu kattı.

Belki de mesele Snape’i kimin oynadığı değil, bizim çocukluğumuzun artık bize ait olmaması. Orijinal seriye o kadar göbekten bağlıyız ki yapılan en ufak değişiklik bile sanki anılarımıza yapılmış bir müdahale gibi geliyor. Ama daha performansını bile izlemediğimiz bir oyuncuyu sadece birkaç saniyelik bir görüntüyle yargılamak ne kadar adil, orası da ayrı bir soru.

Görünen o ki dizi başlayana kadar bu tartışma hiç bitmeyecek. Bir taraf “çocukluğuma dokunma”, diğer taraf “bırak hikaye yeniden doğsun” diyecek.

Belki de asıl mesele şu:
Bazı hikayeler sadece ilk halleriyle mi kalmalı, yoksa her nesil onları yeniden mi anlatmalı?

Peki siz ne hissediyorsunuz?
Bazı efsaneleri olduğu gibi bir hatıra olarak saklamak mı daha doğru, yoksa tüm önyargıları bir kenara bırakıp bu yeni yoruma bir şans vermek mi?

Yorum bırakın